Herkes Sevsin Beni

Herkes Sevsin Beni

Herkesi memnun etmeye çalışan insanlar çok nazik, çok tatlı ve çok yardımseverdir. Hiç hayır demezler. Bir iyiliğe ya da desteğe ihtiyacınız olduğunda sizi asla ortada bırakmazlar. Zamanlarının büyük bir kısmını başkaları için bir şeyler yapmak ve onların ihtiyaçlarını karşılamak için kullanırlar. Onların işlerini yaparlar, onlar için planlar oluştururlar, tüm detayları düşünüp bu detaylarla ilgilenirler. Çevrelerindeki herkesi memnun etmeye çabalarlar.
Bu çaba kendilerini iyi hissetmelerini sağlar. Ama herkesi memnun etmenin sonu yoktur. Bir türlü dönüp kendilerine bakmazlar. Hep başkaları için yapılacakları vardır. Bunun bir problem olduğunu asla kabul etmezler. Onlar sadece yardım ediyor, başkalarının hayatını kolaylaştırıyorlardır.

Başkalarına yardım etmek, fedakârlık yapmak, başkalarının duygularına eşlik etmek – ne var bunda? Kötü bir şey mi? İnsanları memnun etmenin, herkesin sizin sevilesi birisi olduğunuzu görmesinin ne zararı olabilir ki? Bilmem, emin misiniz bir zararı olmadığından?

Herkesi memnun etmeye çalışmanın sıklıkla göz ardı edilen birçok gizli bedeli vardır ve bu bedel yüksektir.

Sizin için önemli olan insanları memnun etmeyi istemenizde yanlış bir şey yok elbette. Değer verdikleriniz için zamanınızı, kaynaklarınızı, enerjinizi paylaşmak da çok hoş olabilir. Problem sahip olduklarınızı kendinizi sıkıntıya sokacak şekilde dağıtmanızdır. Herkesi memnun etmeleriniz bir seçim olmaktan çıkıp sorumluluk, hatta zorunluluk haline geldiğini hissettiğinizde oluşur sıkıntı.

Bu şekilde davranan birçok kişi bu davranış paterninin farkında değildir, kendilerinin herkesi memnun etmeye çalışan birisi olarak tanımlamazlar kendilerini. Herkesi memnun edemezlerse, kendilerini bencil ya da suçlu olarak hissederler. Reddedilme kaygısı yaşarlar. Başkalarını hayal kırıklığına uğratmaktan korkular. Özgüvenleri düşüktür, bağımsız karar alma mekanizmalarında sıkıntı vardır, sağlıklı sınırlar oluşturamazlar.

Herkesi memnun etmeye çalıştıkça,
• Kendinizi unutursunuz. Sağlığınız, ihtiyaçlarınız, kişisel refahınız ile ilgilenmek için fırsatınız ve vaktiniz kalmaz. Kendi sağlığınız pahasına başkalarını memnun etmeye çalışmak neticede size zarar verir. Hani uçağa bindiğinizde, uçak havalanınca hostes öne geçip size bir şeyler söylüyor ya; işte orada çok önemli bir şey söylüyor: kabin basıncı düşerse üstünüzdeki bölme otomatik olarak açılacak ve oksijen maskeleri ortaya çıkacak, önce kendinize takın ki şuurunuz açık kalsın. İhtiyaç halinde başkalarına yardım edebilin. İşte hayat tam da böyledir; önce siz iyi ve sağlıklı olmalısınız ki başkalarına yardımınız dokunsun.
• Pasif agresifleşir ve/veya İçerlersiniz. Zaman içinde insanların sizden faydalanmaya çalıştığını ve sizi takdir etmediğini gördükçe kızar ve içerlersiniz. Kısa vadede kızgınlığınızı baskılayabilirsiniz, ama bu baskıladığınız kızgınlık zaman içinde kendini pasif agresyon olarak gösterir. Kendinizi, düşüncelerinizi, duygularınızı açık ve net bir şekilde ifade etmeyi seçmezseniz, pasif agresyona eşlik eden ya da tek başına görülen içerleme oluşur ve kırgınlığınız, içerlemeniz ilişkilerinizi zedeler. Zamanla mesafelenmeye hatta ilişkilerin kopmasına neden olur bu duygu.
• Arkadaşlarınızdan, dostlarınızdan, diğer insanlardan ve aktivitelerden keyif almamaya başlarsınız. Herkesi memnun etmeye çalışmak stres seviyesini yükseltir ve siz hayattan pek de keyif almaz hale gelirsiniz. O kadar çok şey vardır ki herkesi memnun etmek için listenizde, ana odaklanıp kendiniz için keyif olacak aktiviteler gerçekleştiremezsiniz. Kafanızda devamlı bir sonraki yapacağınız iyilik vardır. Anda olmamanız, genellikle dikkatinizin dağıldığını ve mesafelendiğinizi gösterir. Bu durum çevreniz tarafından fark edilir. Çevrenizin bu farkındalığı dile getirmesi sizde daha yoğun kaygı oluşturur ve iyi bir dost, iyi bir partner olmadığınızı hissettir size.
• Stres ve depresyon hayatınızın bir parçası haline gelir. Başedebileceğinizden daha fazla taleple karşılaştıkça sağlıksız seviyede stres oluşur. Herkes sizi sevsin diye herkesi ama herkesi memnun etmeye çalışmanız kronik stres ve sağlıksız davranışlar arasında bir kısır döngüye yol açar. Devamlı başkaları için bir şeyler yaptığınız için meşgul hissedersiniz kendinizi. Ama kendiniz için hiç vaktiniz yoktur. Kendinizden başka herkes için her şeyi yaparsınız. Bir gün bu döngünün dışına çıkmanız gerektiğini fark edersiniz bir şekilde.
Kolay olmaz bu kendinize dönüş, doğrudur, ama siz yeter ki karar verin. Bu kendinize dönüş çok zor görünüyorsa, küçük bir yer belirleyin ve oradan başlayın. Kendiniz için bir şeyler yapabileceğiniz bir zaman, alan oluşturmak için iptal edebileceğiniz bir sorumluluğu belirleyin ilk adım olarak. Ve buradan başlayın yürümeye. Kendinizi tekrar hatırlayabilmek için bu döngüden çıkma stratejinizden vazgeçmeden uygulayabilmek için güvendiğiniz birisinden destek isteyin. Bu konuda çevrenizin sizi yeterince desteklemeyeceğini düşünüyorsanız, mutlak profesyonel destek alın.
• Faydalanılırsınız. İnsanlar makul olandan fazlasını isteyerek nezaketinizden faydalanabilir. Hayır diyemediğinizi bildikleri için sömürürler sizi. Esas düşünceleri sizi sömürmek olmasa da farkında olmadan faydalanır sizden çevrenizdekiler. Sınır koymazsanız kimse sınırı aştığının farkına varmaz ki. İnsanlara – aslında kendinize nelere hoşgörüyle kabul göstereceğinizi, neleri kabul etmeyeceğinizi anlatmalısınız. Neleri yapıp neleri yapamayacağınızı ve neyi kabul edip etmeyeceğiniz konusunda netleşin, sınırlarınızı belirleyin. Hayır demenize alışmamış olanlar başlarda hayal kırıklığına uğrayabilirler, siz de kendinizi suçlu hissedebilirsiniz, ama kendinizi önceliklendirmenin kendinize karşı sorumluluğunuz olduğunu sürekli hatırlatın kendinize.

Peki, siz herkesi memnun etmeye çalışan, herkes sizi sevsin diye uğraşan birisi misiniz?
Başkalarının yaptığı, söylediği, yapmadığı, söylemediği şeylerden derinden etkileniyor musunuz?
Kendi huzurunuz, zamanınız pahasına başkalarını mutlu etmek için davranışınızı değiştiriyor musunuz?
Çatışmalardan kaçınmak için insan üstü çaba harcıyor musunuz?
Kendiniz olmaktan ve hissettiklerinizi hissetmekten korkuyor musunuz?
Hayır demekte güçlük çekiyor ve bunu yaptığınızda kendinizi suçlu hissediyor musunuz?
Herkesin düşüncesine katılmanız gerekiyormuş gibi mi hissediyorsunuz?
Kendinizi başkalarının hissettiklerinden sorumlu mu hissediyorsunuz?
Sıklıkla kendinizi özür dilerken mi buluyorsunuz?
Herkesi memnun etmeye çalışırken yaşadığınız kırgınlıkları dile getirmemeyi mi tercih ediyorsunuz?

Ne dersiniz, tanıdık geldi mi bu sorular? Eğer en azından hayatınızın bir döneminde böyle hissettiyseniz, muhtemelen reddedilme, onaylanmama, eleştiri, sevileme ve beğenilmeme ile yüzleşmemek, kaçınmak için herkesi memnun etmek isterseniz, herkes sizi sevsin istersiniz. Bilin ki böyle hisseden tek kişi siz değilsiniz. Herkesi memnun etmeye çalışmak çok daha derinlerde bir sorunun dışavurumudur: özdeğer ile ilgili sorunların. Onay almak, sevilmenizi sağlamak umuduyla herkesi memnun etmeye çalışsanız da sizin gibi herkes beni sevsin diye uğraşanların karşılaştıkları hoş olmayan davranışlara maruz kalmaları ile doludur herkesi memnun etmenin geçmişi. Tüm bu hoş olmayan davranışlardan kurtarmak için kendinizi onları memnun etmek için daha da çok çabalarsınız. Zaman içinde bu bir davranış paternine dönüşür.
Sıklıkla insanları memnun etmeye çalışmakla nezaket karıştırılır. Birinin iyilik talebini reddetme konusundaki isteksizliğinizi “Bencil olmak istemiyorum” ya da “Ben iyi bir insanım” cümleleri ile ifade edebilirsiniz. Siz ne derseniz deyin, sonuç olarak başkalarının sizden yararlanmalarına izin verdiğiniz gerçeğini değiştirmez.

Herkesi memnun etmek, herkese kendisini sevdirmeye çalışmak değiştirilmesi zor bir paterndir ve bakın nelere mal olur:
• Kökleşmiş Öfke
Siz herkesi memnun etmeye çalışırken biriken ve bir kenara itmeye çalıştığınız tüm öfke gider, derinlere yerleşir.
• Kendinizden Vazgeçiş
Herkes sizi sevsin diye o kadar çok değiştirirsiniz ki kendinizi, benliğiniz ile ilişkiniz kesilir.
• Tükeniş
Herkesi memnun etmeye çalışırken her şeyinizi hiç düşünmeden vermenizin doğal sonucudur.
• Benlik Saygısında Azalma
Kendinizi çok keskin eleştirirsiniz. Olduğunuz kişiden memnun olmadığınız için, hemen herkesi memnun ederek istenilen biri olmaya çabalar, sizi sevmeleri için elinizden gelen her şeyi yaparsınız.
• Sağlıklı İlişki Kuramama
Kendiniz gibi olmadığınız sürece kimseyle yakın bir ilişkiye giremezsiniz.
• Uygun Olmayan Beklentiler
Kendinizden insanüstü beklentileriniz çevrenizdekilerin sizden yersiz beklenti oluşturmalarına ve sizin ihtiyaçlarınıza dönüp bakmamalarına neden oluyor. Yardım isteme konusunda öylesine tecrübesiz, isteksizsiniz ki, kendi kendinize uğraşıp duruyor, kendinize yüksek beklentiler yüklüyorsunuz. Mükemmeliyetçilik, herkesi memnun etmeye çalışmanın çok pahalı bedellerinden birisidir.
• Derin Yalnızlık
Kendiniz gibi olduğunuzda sevilmeyeceğinizi, onaylanmayacağınızı düşündüğünüz için, herkes sizi sevsin diye onların hoşuna gidecek maskeler takıyor, kabul edilebilir davranışlar sergiliyorsunuz.
• Pişmanlıklar
Herkesi memnun etmekle o kadar meşgulsünüzdür ki, önünüze çıkan birçok fırsatı kaçırır, risk almaktan korktuğunuz ve başarısızlığa tahammülünüz olmadığı için kendinize engeller koyarsınız.
• Mağduriyet
Herkesi memnun etmek için, uzlaşmacı olmak için kişisel sınırlarınızı yok etmeniz sizi savunmasız bırakır, kişisel ilişkilerinizde mağdur olmanıza yol açar.
• Özgürlüğün Bedel Olarak Ödenmesi
Herkesi memnun etmeye çabalarken beğenilmek, istenmek, onaylanmak, sevilmek uğruna özgürlüğünüzü bedel olarak ödersiniz.

Herkesi memnun etmeye çalışmanızın birçok bedeli vardır, hayatınızın birçok alanını etkiler. Gördüğünüz gibi herkes sizi sevsin diye herkesi memnun etmeye çalışmak benliğinizin yok olması demektir. Kendinizi yok etmeyin.

Herkesi memnun etme alışkanlığınızdan vazgeçmek için yapmanız gerekenlere gelince:
• Zaman kazanamaya çalışın. Birisi sizden bir iyilik istediğinde, bu konuda biraz düşünmeye ihtiyacınız olduğunu söyleyin. Bu size bu iyiliği yapmanızın ya da yapmamanızın sonuçlarını düşünmek için zaman kazandırır. Bu kazandığınız zamanda bu işi yapmak için zamanınız, enerjiniz ve imkânınızın olup olmadığını iyi düşünün. İyiliği isteyen sizden hemen cevap vermenizi istiyorsa da “Hayır” deyin. Talebin başında hemen evet dememeniz size durumu tekrar değerlendirme seçeneği sağlar.
• Bir zaman limiti oluşturun ve sınırlarınızı belirleyin. Yardım etmeye karar verdiğinizde sınırlarınızı da belirleyin. İyilik etmeye karar verdiğiniz kişiye uygun olacağınız zamanı, tarihi ve yeri net bir şekilde bildirin ve buna sadık kalın. Herkesin sınırları vardır, olmalıdır da. Bunları hem kendinize hem de başkalarına hatırlatmanız önemlidir. Tutarlı olmak başkalarının sınırlarınızı ve size nasıl davranmaları gerektiğini öğrenmelerini sağlar. Sınırlarınızın bilinmesi herhangi bir ihlal olduğunda sınırlarınızı hatırlatmanızı sağlar.
• Bir seçeneğiniz olduğunu görün. Herkesi memnun etmeye çalışanlar her yardım çağrısına otomatik olarak olumlu cevap vermek zorundalarmış gibi hissederler. Her zaman bir seçeneğiniz olduğunu aklınızdan çıkartmayın. Başlarda içinize sinmese de her zaman hayır deme seçeneğiniz olduğunu hep aklınızda tutun.
• Önceliklerinizi belirleyin. Yapmanız gerekenler listeniz uzunsa ya da zamanınız yapmanız gerekenler için yeterli değilse, önceliklerinizi belirleyin. Önceliklerinizi belirlemek yapmanız gerekenleri doğru organize etmenizi sağlar. Bakın bakalım, o listede sizin için en önemlileri hangileri? Ona göre de hareket planınızı belirleyin.
• Manipüle edilip edilmediğinize dikkat edin. “Bunu yapsan yapsan sen yaparsın” diyerek sizi yönlendirmeye çalışanlara ve çıkarcılara dikkat etmelisiniz. Pohpohlayabilir, ikna edebilir veya sizden tekrar tekrar bir şeyler yapmanızı isteyebilirler. Tuzağa düşmeyin.
• İnanarak Hayır deyin. İlk “Hayır” en zorudur. Sükunetle ve amaca yönelik olsun Hayır’ınız. İyi bir neden için hayır dediğinizi ve kimseye neden bu sefer yardım edemeyeceğinizi açıklamak zorunda olmadığınızı aklınızdan çıkartmayın. Uzun uzun açıklamalar size daha çekici, daha gerekli gelse de kendinizi kısa ve net ifade edin.
• Küçük küçük, yavaş yavaş başlayın. Küçük adımlar atın. Kendinize anlamlı, ama gerçekçi sınır çizme alıştırması yapmak için fırsat verin. Ne kadar küçük olursa olsun, doğru yönde atacağınız her adım sizi olmak istediğiniz noktaya yaklaştırır. Sizi zorlayacak bir konuşma için kendinizi hazırlıyorsanız, söylemek istediklerinizi önceden bir kağıda yazın. Ve biraz üzerinde çalışın. Böylelikle ilk başlarda Hayır diyeceğiniz konuşmaları yaparken daha az zorlanırsınız.
• Sizin hatanız olmayan şeyler için özür dilemeyin. Herkesi memnun etmeye çalışanlar kendi hataları olmayan durumlar için bile durmaksızın özür dilerler. Sadece yaptığınız yanlışlar için özür dileyin, memnuniyetsiz olduğunu düşündüğünüz birisinin memnuniyetsizliği için değil.
• Sonuçlardan korkmayın. Herkesi memnun etmek isteyenler Hayır demenin ilişkilerini bozulacağından endişelenirler. Halbuki karşınızdakiler sizin olduğunuz kadar sizden beklenti içinde değildirler. Her ne kadar sizin devamlı evet demenize alıştıkları için sizden beklenmeyen bir şekilde Hayır demeniz zorlayıcı ve şaşırtıcı olsa da zamanla sizin de Hayır diyebileceğinizi kabul edeceklerdir.
• Zamanınızı kime ayırmak istediğinizi iyi düşünün. Kendinize gerçekten kime yardım etmek istediğinizi bir sorun. Kendinize mi, ailenize mi, arkadaşınıza mı, kime?
• Başarılarınızın farkına varın. Başarılarınız için ödüllendirin kendinizi. Her ne kadar kültürümüz olumsuzluklara, hatalara odaklanmayı öğretmiş olsa da olumlu değişimleri göz ardı etmeyin
• Herkesin her şeyi olamayacağınızı anlatın kendinize. Herkesi her zaman memnun etmek olanaksızdır. Sürekli kendinizi herkesin mutluluğunu korumak zorunda hissetmekten vazgeçin. Herkesi memnun etmek için şartları değiştirmeye çalışmaktan vazgeçin. Değiştirebileceğiniz tek şart, duygu, durum sadece sizinkidir.

Özdeğerinizi başkaları değil, sadece siz belirlersiniz. Başkaları ile anlaşmaya çalışmak değildir saygınlık ve hayranlığı oluşturan, doğru olanı savunma cesaretidir. Hayır demek itibarınızı sarsmaz, sadece sınırlarınızın olduğunu gösterir. İnanılırlığınızı, güvenilirliğinizi sağlamanın yolu başkalarının sizi değerlendirmesi değil, ortak kabul görmüş ölçülerdir. Samimiyet, insanların sizi kullanabileceği anlamına gelmez, sınırlarınız net olsun.
Kendinizi kabul ettirmek için başkalarını memnun etmek zorunda değilsiniz.
Başkalarının hakkınızda ne düşündüklerini önemsedikçe onların tutsağı olursunuz.
Sevilmeyi, kabul görmeyi, onay almayı siz de herkes kadar hak ediyorsunuz.

Her zaman söylediğim gibi, siz çok güzelsiniz, çok özelsiniz, olduğunuz gibi sevilmeyi hakkediyorsunuz. Sevin kendinizi, önce siz sevin kendinizi.

Dr.phil. R. Meltem KAVCAR SIRMALI
7 Nisan 2021

Unutmayın ki sadece hangi yöne yelken açmak istediğini bilen rüzgârı doğru kullanabilir.
Gelin yaşamınızda ağız tadı ve huzuru bulma yolculuğunu birlikte yapalım.

Dr.phil. R. Meltem KAVCAR SIRMALI