Kim, ben mi haksızım? Daha neler……

Kim, ben mi haksızım? Daha neler……

Yoksa siz de asla yanılmayan birisi ile mi evlisiniz?

Haklısınız, bence de sinir bozucu bir kişilik özelliği.

İki farklı cinsiyetten, iki farklı aileden gelen iki insanı alıp bir çatı altına koyup “haydi yaşayın” diyorsak, elbette ki bu ilişkilerde fikir ayrılıkları ve çatışmalar olacaktır. Birbirinizin bazı özelliklerini tolere edebilirken bazıları da gerçekten sinir bozucu olabilir. Bunlardan birisi de devamlı haklı olan bir eştir. Sizin partneriniz de her ortamda daime en haklı ise, işiniz hiç de kolay değil demektir.

Aslına bakarsanız her zaman haklı olduğunu düşünmek, yaygın bir psikolojik savunma mekanizmasını yansıtır. Bu tarz insanların savunma mekanizmalarının sıklıkla temelinde tecrübeler neticesinde gelişen kırılganlığın reddi yatar. Büyürken yeterince onay almadıysak, hatalarımız hoşgörüyle karşılanmadıysa, hep koşullu sevgi aldıysak, büyüdükçe yolumuz ancak hatasız olursak onay alabileceğimiz inancıyla asla yanılmayan birisi olmaya doğru yönlenebilir. Ve aslında bu durum bizi çok yorar, ama onay görmemekten, saygın olmamaktan o kadar çekiniriz ki, asla hatalı olma hakkı tanımayız kendimize. Ancak hep doğru olursak, hep haklı olursak ihtiyaç duyduğumuz özdeğere, saygınlığa, yeterliliğe sahip olabileceğimizi, kabul ve onay alabileceğime inanırız kuvvetle.

Her daim haklı olanlara baktığımızda, birilerinin bu kişilerin yanıldıklarına şahit olmaları çok ürkütücüdür o kişiler için. Haklı olmadıklarının ortaya çıkması özdeğerlerinin ciddi biçimde sarsılması demektir. Egoları sarsılır, kendilerini yetersiz, kusurlu, hatta aptal hissederler. Saygınlıklarını korumanın yolunun asla hata yapmamaktan geçtiği inancı ile konumlarını kuvvetle savunurlar. Ve tabii çook ama çook yorulur ve yalnız kalırlar duygusal olarak. Ama bunu asla kabullenmezler.

Sizin de eşiniz asla yanılmayan birisi ise, çözüm bir çift terapisine başlamaktır. Çift terapisi ile partnerinizin böyle davranmasının temelindeki travmalar tespit edilir ve sadece ilişkiniz değil partnerinizin tüm ilişkileri doğru bir eksene oturur.

Ancak partneriniz çift terapisini reddediyorsa, önünüzdeki iki seçeneği değerlendirmelisiniz. Ya ilişkinizi bitirin ya da

  1. Asla haksız olmamasının aslında size karşı bir davranış biçimi olmadığını görün. Partnerinizin tamamen kendi dinamikleri nedeniyle böyle davrandığının farkına varın. Sakın şahsi almayın.
  2. Partnerinizle çatışmaya girmeyin. Her halükârda o hep “haklı” olacaktır.
  3. Partnerinizi eleştirmeyin. Eleştiri özdeğeri böylesine sarsılmış birisinin baş edebileceği bir durum değildir.
  4. Partnerinizin haklı olma durumu karşısında siz çileden çıkmaya her başladığınızda başvuracağınız uzuuun bir başa çıkma listenizin olduğundan emin olun.
  5. Bu durumu değiştiremeyeceğinizi kabullenin. Böyle bir ilişkinin içinde kalmayı seçiyorsanız, düzenli görüştüğünüz bir terapistiniz olsun. Meditasyon yapın, bedensel aktivitenizi eksik etmeyin, dostlarınızla sıkı kontağınızı sürdürün, hatta bir günlük tutup içinizi dökün.
  6. Ve her 6 ayda bir gerçekten bu ilişkiyi sürdürmeyi isteyip istemediğinizi kendinize sorun.

Bu kostümlü genel prova değil, tek oyun. Bu hayata bir kere geliyoruz. Hani, bu sefer partnerim için yaşayayım, bir sonraki hayatımı da kendim için yaşarım gibi bir durum yok. Hayatınızı gerçekten nasıl yaşamak istediğinizi çok iyi düşünün.

Unutmayın, bu sizin hayatınız.

Dr.phil. R. Meltem KAVCAR SIRMALI

18 Eylül 2019

 

 

 

 

 

 

Unutmayın ki sadece hangi yöne yelken açmak istediğini bilen rüzgârı doğru kullanabilir.
Gelin yaşamınızda ağız tadı ve huzuru bulma yolculuğunu birlikte yapalım.

Dr.phil. R. Meltem KAVCAR SIRMALI